avrupada islamiyetin yükselişi

Temmuz 25, 2008
İslam dininin ‘11 Eylül zaferi’
İslam dininin '11 Eylül zaferi'
22 Temmuz 2008 14:05
İngiltere İçişleri Bakanı Jackoi Smith geçenlerde BBC’ye verdiği demeçte İslam’ın Avrupa’da akıllara durgunluk veren yayılma hızıyla ilgili ilginç bilgiler verdi.

 

Cengiz TANIK’ın haberi

İngiltere İçişleri Bakanı Jackoi Smith’e göre, İngiltere’de her yıl 50 bin İngiliz İslam dinine giriyor.

Bakan, 11 Eylül 2001 olaylarından beri toplam 400 bin İngilizin Müslüman olduğunu söyledi. 

 İngiltere’de iki milyondan fazla Müslüman olduğunu ve Hıristiyanlıktan sonra ikinci din haline geldiğini bildiren  İngiliz bakan, aynı zamanda Müslümanların ihtiyacını karşılayacak bir İslam Üniversitesi kurulması gerektiğini söylüyor.

İslam dininin Avrupa’da yayılma hızı, Avrupalı politikacıları, dini liderleri, araştırmacıları ve basını şaşırtıyor. Avrupalıların İslam dinine girmeleri 11 Eylül olaylarından sonra akılları hayrette bırakacak şekilde bir ivme kazandı.

Araştırmacılar, bunun başlıca sebebinin Batı toplumundaki dini ve kültürel değerlerin erozyona uğraması sonucu, İslam’ın daha kapsamlı ve doyurucu olması; sağlam sosyal ve aile yapısını sunmasına bağlıyorlar.

ABD’nin saygın dergilerinden olan Time dergisi geçenlerde yayınladığı bir raporunda, Batı’da yüzlerce caminin yapıldığını ve artık Avrupa şehirlerinin çoğunda günde beş kez ‘ezan’ duyulmaya başlandığını yazdı.

Geçenlerde yayınlanan BM raporuna göre Avrupa’da 21 milyon Müslüman yaşıyor. Ancak,  Avrupa Müslüman Azınlıklar Yönetim Kurulu Başkanı Dr Mahmud Sıddık Said bu sayının 50 milyon olabileceğini söylüyor.

Avrupa’da Müslüman sayısının artması ile birlikte, cami ve İslam merkezlerinin de sayısı hızla artıyor.

1963’de İngiltere’de sadece 13 cami bulunuyordu. Şimdi ise 600 cami ve 1400 İslam organizasyonları var.

6 milyon Müslümanın yaşadığı Fransa’da 1300 cami ve İslam merkezi ile 600 civarında İslam organizasyonu bulunuyor.

Almanya’da 4 milyon Müslüman yaşıyor. 1400 cami ve İslam merkezi var.

İtalya’da ise 1 milyon Müslüman yaşıyor ve 450 cami ve İslam merkezi var. Roma’da 30 milyon dolara mal olacak büyük bir cami yapılıyor.

Kanada’da İslam dinine giren Kanadalı sayısı 1991 ile 2001 arasında yüzde 130 arttı.

İsviçre’de de 11 Eylül olayından sonra 6 bin Hıristiyan Müslüman oldu.

San Diego Üniversitesi’nde çalışan araştırmacı Jan Wax,  2020 yılına kadar her dört Avrupalı’dan birinin Müslüman olacağını söylüyor.

Yine araştırmalara göre, yakın bir zamanda Müslümanların Avrupa işgücünün yüzde 20’sini oluşturacağı ve Avrupa’nın siyasi geleceğini etkileyeceği belirtiliyor.

 En çarpıcı haberi ise İtalyan The Journal dergisi veriyor. Önümüzdeki 200 yıl içinde bütün Avrupa’nın İslam dinine gireceğini ve İslam’ın tek din olacağını yazıyor.


pamukkale

Aralık 4, 2007

ben ve arkadaşlarım


israilin köpek olduğunun delili

Aralık 4, 2007

israil’in köpek olduğunun kanıtı


Aralık 4, 2007

metropolde yaşamanın güzelliği


benim işim zor diyenler için

Aralık 4, 2007

işim zor diyenler için


korku başa bela

Kasım 5, 2007
Kilise’de “Allah’u Ekber” Korkusu Yazdır Arkadaşına gönder
  

Berlin’deki bir katedralde 300 müzisyenin icra edeceği barış resitalinde papazlar, “Allahu Ekber” parçasının sunumuna izin vermedi.

Berlin katedralindeki konsere bir müezzinin katkıda bulunmasına müsade edilmedi. Müezzin, katedral heyetinin aldığı bir kararla programdan çıkarıldı.

Kilise müzisyenleri karara şaşırdı

Müezzin Fatih Yiğit Cumartesi günü Berlin Katedralinde düzenlenecek olan ve 300 müzisyenin icra edeceği barış resitalinde “Allahu Ekber” parçasının sunumunu yapacaktı ancak Katedral yönetimi kilise müzisyenlerini, organizatör ve barış gönüllülerini şaşkınlığa uğratan bir karar alarak müezzini programdan çıkardı.

Kilisede İslam’ın anlatılması kabul edilemez

Bestekar Karl Jenkins’e ait olan ve İngiltere’de çok tutulan “The Armed Man – A Mass For Peace” isimli gösterinin bir bölümünde sunulacak ve İslam inancını anlatacak parçanın iptal gerekçesi olarak İslam ve Hıristiyanlık arasındaki inanç farklılıkları gösterildi. “Biz teslise, yani baba, oğul ve kutsal ruha inanıyoruz. Bu ilke bizi İslam’daki Tanrı inancından ayırıyor” açıklamasını yapan kilise yönetiminin, “İslam’ın bizim kabul edemeyeceğimiz iman esaslarının, bir sanat eserinin içine iliştirilmiş surette dahi olsa, bir müezzin ya da ses bandı yardımıyla kilisede ikrar edilmesi Katedral yönetiminin çoğunluğu tarafından kabul edilebilir bulunmamıştır” ifadeleri basın mensuplarında soğuk duş etkisi yaptı.

Koro şefi şok oldu

“Evet, Tanrı inancımız ayrı olabilir ama bizim ortak bir hedefimiz var: barışı korumak” diyen koro şefi Tobias Brommann, müslümanların niçin haç altında ilahi söyleyemeyeceklerini anlayamadığını, katedral yönetiminin mantığını kavrayamadığını belirterek üzüntüsünü dile getirdi.

Kilise sadece İslam’ı değil, sanatı da sevmiyor

Bu son karar kiliselerin sanatçı ruhlara ve diğer dinlere ne kadar kapalı olduğunu bir kere daha göstermiş oldu. Bundan bir süre önce de Köln kardinali Joachim Meisner, sanatçı Gerhard Richter’e ait vitray çalışmalarını, “Bunlar en fazla küçük bir mescide ya da camiye yakışır, bir katedrale yakışmazlar!” diye küçümseyerek geri çevirmişti.


GÜNBATIMI

Haziran 25, 2007

33tpg9h.jpg


MÜRŞİT GERÇEĞİ

Haziran 25, 2007

Gavs-ı Sânî Hz.leri, kamil mürşidlerin nazarının etkisini şu misalle anlatmıştır:

“Sâdât-ı Kiram’ın nazarı kaplumbağa nazarı gibidir. Kaplumbağa yumurtasını yapar, biraz geri çekilir, yumurtaya bir müddet nazar eder. Sonra onu kuma veya toprağa gömüp gider. Onun bu bakışı yumurtayı olgunlaştırmaya yeter ve belli bir müddet sonra yavru meydana gelir. Sâdât-ı Kiram’ın nazarı da kalbi olgunlaştırır. Allah dostlarının nazar ilahî bir nurdur. Bu nur kalbin ilacı olur. Allahu Teala kudsî bir hadiste dostlarına verdiği bu nur hakkında şöyle buyurmuştur:

“Ben kulumu sevdim mi onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. O benimle görür, benimle işitir, benimle tutar, benimle yürür. Benden herhangi birşey isterse onu verir, bana sığınırsa muhakkak onu himâye ederim.”

İşte, Sâdât-ı Kiram bu yüce devlete ermiştir. Allahu Teala onlara bu yetkiyi vermiştir.


MENZİL

Haziran 25, 2007

pv_menzil_yeni_cami_1.jpg


MENZİL GERÇEĞİ

Haziran 25, 2007

GAVS HZ.LERİNE ULAŞAN MÜJDE

Gavsi Hizani (K.S) vefat ederken halifesi Şeyh Abdurrahman et-Tahi (K.S) cagirdi ve ona bir vasiyette bulundu dedi ki: Ben gidiyorum Ahmet Berive isminde birine rastlarsan benden selam soyle bize dua etsin buyurdu. Şeyh Abdurrahman et-Tahi (K.S) hayatı boyunca Şeyhinin bu vasiyetini yerine getirmek icin gözünü açtı fakat Berive isimli bir zatı bulamadı. O da vefat ederken halifesi Şeyh Fethullah (K.S) yı yanına cagırdı bu emanetı ona devretti.Dedi ki: Şeyhimin bana bir vasiyeti vardi ben onu yerine getiremedim o vasiyeti sana devrediyorum Ahmet Berive isimli bir zatı gorursen ona soyle Seyhımın ve benım selamımı soyle bizlere dua etsın dedı.Şeyh Fethullah (K.S) bu emaneti yerine getirmek icin ugrasti ama oyle bir zata o da rastlayamadı.O da vefat ederken halifesi Şeyhinin oğlu,Şeyh Muhammed Diyaüddin (K.S) a aynı emaneti devretti. Dedi ki: Gavsin selami var,Seyda Tahi’nin selamı var,Seyh Fetullah olarak benımde selamım var,Ahmet Berive’yi bulursan bu selamları ona ilet ve bizlere dua etmesini talep et dedi.Bir gun atının ustunde giderken,karsıdan gelen iki tane genc gordu.Genclere selam verdi onlarda selamı aldı,tanısalım dedıler.Genclerin birsi adını soyledi,sıra dıgerıne gelınce bende Ahmet Beriveyim dedi.

Hazret atından indi seni arıyoruz genc dedi. Dedi Ey genc, Gavsı Hizani’nin selamı var,Seyda Tahi’nin sana selamı var,Şeyhim Fethullah’ın sana selamı var.Onlar senden dua istiyor ama onların yanında bana da dua et dedi.Genc o dediğin zatlar kim ben kim,onlara dua etmek ben kim dedi.Sen orasını karıstırma selamları al ve dua et. Genc Veaykumselam dedı ve ellerini actı emri yerini getirdi. Ondan sonra hazret tut elimi dedi Yarabbi! Ben pişmanın… diye Sadat-ı Nakşibendiyye’nin tevbesini verdi onu kendine mürit kabul etti.Terbiyesine aldı ve yetiştirdi.Ve daha sonra Hazretin halifesi olarak Sadatin nisbetini Hazne şehrine götürdü ve irsada orda devam etti. Gün geldi Gavsı Bilvanisi Abdülhakım el-huseyni Sadatın dergahında terbiyesini tamamladı irşadını,seyrü sülükünü tamamlamak üzere rüyadaki bir işaretle onun (Şahı Hazne’nin) kapısına gitti.Çalıştı gayret etti,yıllarca sefer (Turkıye’den İran’a) etti neticede Gavsı Bilvanisi bu gorevi aldı tekrar bu şuheda vatana Türkiye ye getirdi.Gavsı Bilvanisi ile birlikte o seferleri yapan bir Seyyid,daha sonra Şahı Haznenin huzruna vardiğinda Şahı Hazne “Şeyh Abdülhakim ne yapıyor?” diye sordu Seyyid halini anlattı.
Şahı Hazne bana Abdülhakım’ın cocuklarından haber ver dedi. O ailenin ve Gavsı Bilvanisi’nin yakını olan

Seyyid: Şeyh Abdülhakim’in üç oğlu var, birinci oğlunun ismi Seyyid Muhammed dedi,Şahı Hazne: Şeyh olur buyurdu
Seyyid : İkinci oğlunun ismi Seyyid Muhammed Raşid dedi, Şahı Hazne: Onun cok buyuk cemaatı olur buyurdu.
Seyyid: üçüncü oğlunun ismi Seyydi Abdülbaki dedi,Şahı Hazne: Alem onun zamanında irşadı bir görsün dedi…
Sadatlar Ahmet Berive’ye selam soylemıs o da Şeyh Abdülhakim el-huseynın üçünçü oğlunu işaret etmiş ondan haber vermiş.Alem onun zamanında irşadı gorsun diye daha cocuklugunda (Gavs-ı Sani Seyyid Abdülbaki’nin) haber vermiş.
Şeyh Abdülhakim el-huseyni, Şahı Hazne’nin müjdelediği bu kucuk Seyyid hasta iken,hastahanede yatarken ziyarete bir sofi geliyor.Elinde bir çiçek hasta ziyaretine geliyor ve o Sofi anlatıyor “Şeyh Abdülhakim (K.S), Seyyid Abdülbakinin basında duruyordu Gavs-ı Sani yatakta yatıyordu.Ben çiçeklerle girince hosuna gitti ve dedi ki: Sofi sen Seyyid Abdülbaki’yi seviyor musun?
Sofi evet kurban cok seviyorum. Şeyh Abdülhakim dedi ki: Ah keske onun zamanına erişsekte üç gun murridi olsaydık…
İşte kardeslerim butun Sadat bu mübareği Gavs-ı Sani (K.S) yi haber vermiş,bütün Sadat bu müjdeyi vermiş. Neden vermiş? Ümmeti Muhammed gaflete düşmesin zamanına yetişirse elinden tutsun,eteğine yapışsın,imanını kurtarsın diye. Hepsi bizim için… Bu mübarek nasıl ırsad edıyor kı butun sadat bu mubaregı haber vermıs. Haber verdiki irşadının altıncı senesınde Elhamdülillah sofilerinden suana kadar vefat edipte imanını kurtaramayan hic kimse olmadı buyurdu Gavs hazretleri.Bu Gavs iman kurtarıyor… Bu Gavs cehennemden kurtarıyor… Allah (c.c.) rahmet ipidir yapısanı kurtarıyor… Bu asırda ımanı kurtarmak kadar kıymetlı bırsey yoktur.
O zat buyurdu ki:şu asırda musluman kimliği tasıyıp vefat edenlerin yüzde 15-20 si imanla kabıre ınıyor.Ekseriyeti imanını muhafaza edemıyor.Obur taraftan Sadatın elinden tutan,corbasını ıcen hıc kımsenın ımansız gıtmedgını soyluyor.Bu tamamen bir rahmet tecellisidir.Bu Allah’ın rahmetidir.Bu Resullulah’ın mucızesidir.Bu ahir zamanın şiddetli,agır,fitnelerin yaygınlastıgı donemde Cenabı Hakkın Ümmeti Muhammede bir rahmetidir,bir rahmet tecellisidir.Bir meczup zaat var, ona dedim benim Şeyhim artık elden tevbe vermiyor,sarıklarla altmıs-yetmiş kişiye birden tevbe veriyor ne dersin bu işe diye sordum.Meczup dedi ki: abi o iplerle cehnnemden sizleri cıkarıyor dedi…
Kuyuya dusene ip atılır,cehnnem cukuruna dusmekte olan Müslümanlara da bu Sadatlar ip atıyor… Kim tutarsa Allah (c.c.) izniyle kurtulur… Bir kaç hukuk adamı Menzil’e gelmiş Gavs-ı Sani (K.S) demiş ki: tevbe etmek şartmıdır,sizin elinizi tutmak şartmıdır? Onsuz olmaz mı ?
Gavs: şart değil amma siz hukuk admısınız,bir insan mahkemeye düşse,davası olsa o insan tek başına mı davasını görmesi guzeldır yoksa bir avukat tutup avukat marıfetıyle mi kendini savunması daha guzeldır.

Adamlar demiş: Avukatı olsa daha rahat işini gorur.avukat onu daha guzel mudafa eder.

Gavs: Aynen ahıret işi de böyledir.Kim o Sadatların elini tutarsa,sekiz sartı yaparsa İlahi noterde bunlara, vekalet vermiş oluyor,İlahi noterde o Sadata vekaletname veriyor.Son nefeste ölürken imanla ölme vekaletnamesi, şeytana karsı yardım vekaletnamesı,kabirde sual melekleri gelince yardım vekaletnamesı,mahserde hesap verirken şefaat vekaletnamesı,sırattan gecerken yardım vekaletnamesi. O vekaletnameyle o zaat gelir şeytan kacar,melekler neden geldin dediğinde de Allah (c.c.) onun vekaletı var,Ben kabul ettım ona karısmayın der.O şekilde gerek son nefeste,gerek kabirde,gerek mahserde,gerek sıratta o vekaletnameyle gelirler Mümmeti Muhammede yardım ederler.Şart değil amma bu kadar da faydası var ne dersiniz buyurmus.

O hukukcularda insaflı ınsanlarmıs o vekaletnameyı bızde verelim demişler..Kim bun zatların izinden giderse Allah’ın izniyle Peygamberimziin ve ashabının izinden gitmiş olur.
Bütün ehli sünnet cemaatlar güzeldir,haktır amma gülizar başka..

Yeri gelmişken gülizar meselesine de el atalım “ padişahın gulızar ısmınde bır eşi varmıs. Bir gun gülizar vefat etmıs. Padişah yaslara burunmus.Annesi gelimiş padişaha oğlum sen neden üzülüyorsun sen padişahsın ıstesen ıstedgın kızı alırsın demıs,ben senın ıcın agaların beylerın kızlarnı getıreyım ıstedıgını sec demıs. Padişah kabul etmıs. Kızlar gelmıs padısah bakmıs ve annesine donmus ANNE, BÜTÜN KIZLAR GÜZEL AMMA GÜLİZARIM BAŞKA demıs…

Alıntı: Kasr-ı Arifan